- Gazeteci Fatih Altaylı, YouTube videolarına geri döndü.
- 7 ay tutuklu kalan tecrübeli gazeteci, bu sabah yayınlanan "Teşekkürler" başlıklı videosunda moderatörü Emre Örgen ile bir araya geldi.
- Ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaştığını anlatan Altaylı, artık günlük siyaset videoları yerine bilim içerikli programlara ağırlık vereceğini dile getirdi.
Ünlü gazeteci Fatih Altaylı uzun bir aradan sonra yeniden YouTube yayınlarına döndü. Geçen yıl cezaevine giren tecrübeli isim, hapishane süreci bittikten sonra bir süre dinlendiğini ve nihayet kaldığı yerden ekranlara dönüş yaptığını ifade etti.
“Teşekkürler” başlığıyla YouTube’da yayınlanan yeni videosunda moderatörü Emre Örgen ile sohbet eden Fatih Altaylı, cezaevinde yaşadığı olaylardan geleceğe ilişkin bakış açısına kadar pek çok noktada konuştu. Aynı zamanda Formula 1’in 2027 yılında, hatta belki de 2026’da bir sürprizle yeniden Türkiye’ye geleceği gibi güncel bazı özel haberler de paylaştı.
Silivri 9 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki 192 gün boyunca tutuklu kalan Altaylı, bu süreçte 83 kitap okuduğunu ifade etti. Tahliye kararının kendisi adına da bir sürpriz olduğunu söyleyen gazeteci, yayınlanan videoyla birlikte takipçilerini şaşırtarak kısa sürede yine yoğun bir etkileşim kaydetti.
Siyaset yerine Teke Tek Bilim programlarına ağırlık verecek
Altaylı’nın gelecek planları arasında eskisi gibi siyaset programlarından ziyade, daha fazla bilim programı yer alıyor. Altaylı, YouTube’da arşivciliğin önemli bir unsur olduğunu ve zamansız içerik üretiminin bir nevi “dijital ölümsüzlük” sağlayabileceğini ifade etti:
“Benim etrafımda bir sürü bilgili insan var. Ben bunlardan hak ettiğimden daha fazla bilgiye sahip oldum. Şimdi ben ölünce bunlar çöpe mi gitsin? Toprakta çürüsün mü?
Bu bilgiyi aktarmak lazım. Kendini çok mu önemsiyorsun diyeceksiniz; hayır ama bunları okumuşum, toplamışım, biriktirmişim. Dijital ölümsüzlük dedikleri belki de o. Yani yarın ben gittim, gömdünüz, hadi yallah… 6 ay sonra toprak… O bilgiler oradaki selvi ağacında mı olacak? O yüzden onları aktarayım istiyorum.”
Bununla birlikte Altaylı, günlük siyasi polemiklerin etkileşim getirdiğini, fakat bunun pek de kalıcı olmadığını ifade etti. Tecrübeli gazeteciye göre YouTube’da asıl değer, yıllar sonra bile izlenme sayılarından eser kaybetmeyen bilimsel içerikler oluyor:
“Kalıcı şeyler yapmak lazım. Yarın hiçbir önemi olmayacak meselelerdense, hep önemini koruyacak meseleler…
Ben bugün açıp baktığım zaman, 10 sene, 12 sene, 15 sene önce çektiğim bilim programlarını hala sıfırdan yeniden seyrediyorum. Mesela cezaevindeyken infaz koruma memuru arkadaşlar gelip benimle programlar üstüne konuşuyorlardı.
Bir tanesi siyasi programla ilgili tek kelime konuşmadı. Hepsi bilim programlarıyla ilgili konuştu. Kalıcı olan o, akılcı olan o, ülkeyi ileri götürecek olan o… Çünkü siyasette hiçbir etkin yok, kimseyi etkileyemiyorsun.”
Fatih Altaylı günümüzde medya dünyasında teknoloji ve bilimsel konuların oldukça yüzeysel bir şekilde ele alındığını dile getirerek, bundan sonraki başlıca hedefleri arasında bu konularda daha derin incelemeler gerçekleştirmek olduğunu söyledi:
“Açıkçası bugünkü Türkiye’nin ortamında siyaset konuşmanın çok manası yok. Ben daha çok bilgi üstüne konuşmak istiyorum. Mesela geçenlerde kafaya taktım; bu ‘nadir metaller’ konusu…
Herkes bir ‘nadir metal’, ‘çip krizi’ falan diyor. Ya bir kişi de hakikaten bu nadir metal nedir, ne değildir, nasıl çıkarılır, Türkiye’de var mıdır, yok mudur? Hakikaten bir tek Çin’de mi vardır? Kimse bununla ilgili doğru düzgün bir şey söylemiyor.
Siyasettense bunları konuşmak daha güzel değil mi? Kardeşim bu nedir, nasıl teknolojiye dönüşüyor? Bunları anlatmak istiyorum.”
Son olarak Altaylı’nın programdaki yeni nesil medya tüketicilerine yönelik tespiti de dikkatlerden kaçmadı. Altaylı, medya tüketim alışkanlıkların artık içerikten ziyade yalnızca başlıkları okumaya indirgendiğini dile getirdi:
“Şartlardan ötürü insanlar artık gazeteciliğe çok önem vermiyorlar, derinlemesine incelemiyorlar. Okurlara bakıyorum; sadece başlıkları okuyorlar ama içeriği okuyacak vakitleri de yok, belki de gerek de yok.
Çünkü konular da aslında o kadar önemli değil. Bir hafta sonra göreceğin konu, ‘Türkiye’nin bugün en önemli gündemi bu muydu?’ dedirtiyor. Bir sene sonra hiçbir önemi kalmayacak konuları fazla büyütüyoruz.”

